Kurbağa ile Fare


Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; cinler cirit oynar eski hamam içinde... Develer tellâl iken, pireler berber iken ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, daha çok yaptığı kötülüklerle bilinen bir fare varmış. Bu fareyle öteki fareler arkadaşlık yapmak istemediği gibi komşuları olan diğer hayvanlar da oynamak istemiyormuş. Uzun müddet arkadaşsız kalan fareyle o bölgeye yeni gelen ve farenin bu durumunu bilmeyen genç bir kurbağa arkadaş olmuş. Fareyle arkadaşlık etmeye başladıktan sonra kurbağanın her geçen gün iyi özellikleri azalır, kötü alışkanlıkları çoğalır olmuş.
Bir gün fare, kurbağaya: "Seninle bir macera yaşayalım." demiş. "Ne yapacağız, ne macerası?" diye sormuş kurbağa. "Az ileride bir kuş yuvası, yuvanın içinde de kuşun yumurtaları var. Onları kıralım biraz eğlenelim." demiş fare. Kurbağa da itiraz etmemiş. Yuvaya gidip yumurtalarla oynamaya başlamışlar ve birer birer bütün yumurtaları kırmışlar. Anne kuşun yuvaya yaklaştığını gören fare ile kurbağa hızla yuvanın yanından kaçmışlar. Yuvasına dönen kuş, yumurtalarının kırıldığını görünce çok üzülmüş ve kurbağanın annesine şikâyete gelmiş. "Komşu, farenin bu çevrede kötü olduğunu bilmeyen yok. Ama sizin yavrunuza acıyorum. Yavrunuzla biraz ilgilenin, bakın bizim yumurtalarımızı kırmışlar." demiş. Anne kurbağa bunun üzerine eşiyle birlikte, doğru davranışı anlatmaya çalışmış dillerinin döndüğünce. "Evlâdım, üzüm üzüme baka baka kararır, bu kötü arkadaşın senin başına işler açacak." demiş kurbağanın babası. Annesi de: "Arkadaşlarını iyi seç yavrum." demiş.
Yavru kurbağa: "Yaptığım yanlıştı anneciğim, haklısınız, bir daha onunla oynamayacağım." demiş. Ancak verdiği sözü tutamamış. Fareyle arkadaşlık etmeye devam etmiş. Fare, kurbağaya bir gün "Bir macera daha yaşayalım mı, ne dersin?" diye sormuş. "Bu sefer ne yapacağız, başımıza dert açmayalım. Sonra ailem kızıyor." demiş kurbağa. Fare: "Merak etme, kimse bizim yaptığımızı anlamaz." demiş. Allem etmiş, kallem etmiş; kurbağayı yine kandırmış. "Peki, ne yapacağız." demiş genç kurbağa, fareye. Fare bu defa kurbağaya karınca yuvasını suyla doldurmayı teklif etmiş. Yapmışlar da bu kötülüğü. Birçok karıncanın telef olmasına sebep olmuşlar. Bu defa da karıncaların lideri gelmiş kurbağayı ailesine şikâyete. Bir kez daha nasihat etmiş kurbağa ailesi evlâtlarına. "Evlâdım senin hâlin ne olacak, kendini de bizi de üzme." demiş babası. Yavru kurbağa da üzülmüş ama olan olmuş bir kere. Çok pişman olmuş, ağlamış. Kendime çekidüzen vermeliyim." demiş. Bir müddet fareyle görüşmemiş. Günler sonra dere kenarında yine karşılaşmışlar. Fare, kurbağaya:
- Seni çok özledim, niçin benden kaçıyorsun, neden görüşemiyoruz, demiş.
Tatlı sözler söyleyip kurbağayı kendisiyle arkadaşlığı sürdürme konusunda yine ikna etmiş. Ona "Uzun bir ip bulalım; bir ucunu senin ayağına, bir ucunu benim ayağıma bağlayalım. Kim kimi görmek isterse ipi çeksin ve buluşalım. Aksi takdirde aradığımız zaman birbirimizi bulamıyoruz. Çünkü sen vaktinin çoğunu suda geçiriyorsun, ben ise karada yaşıyorum." demiş. Kurbağa, farenin bu teklifini de kabul etmiş. Bir müddet de böyle görüşmüşler. Bir gün fare dere kenarında dolaşırken gökyüzünde süzülen bir atmaca, fareyi görmüş. Hemen dalmış fareye doğru. Kaptığı gibi fareyi havalanmış. Olan bitenden habersiz derede dolaşan kurbağa da havalanmış birden. Ne olduğuna bir anlam verememiş önce. Neden sonra ayağındaki ipi, fareyle yaptıklarını, konuştuklarını hatırlamış. Anlamış annesinin babasının ne kadar haklı olduğunu, uçurtma gibi göklerde dalgalanırken. Bozdukları kuş yuvası, kırdıkları yumurtalar, suyla doldurdukları karınca yuvası gelmiş gözlerinin önüne.
“Bu başıma gelenler, yaptığım kötülüklerin karşılığı olmalı.” diye düşünmüş. Bu arada atmaca, kayalıkların tepesindeki yuvasına konmuş. "Bu fare, avladığım diğer farelerden daha ağır geldi. Ayağında bir ip bağlıydı. İpin diğer ucunda bir şey asılı duruyordu. Bakalım neymiş." deyip ipi kendine doğru çekmiş, ipin diğer ucunda bir kurbağanın bağlı olduğunu görmüş ve şaşırmış. Niçin bu duruma düştüğünü sormuş kurbağaya, o da anlatmış yaşadıklarını. "Sen hele biraz bekle." demiş atmaca kurbağaya ve fareyi yemiş. Farenin acı sonunu gören kurbağa kendi akıbetini beklerken korkudan kalbi duracak gibi olmuş. Fareyi bitiren atmaca kurbağaya dönmüş: "Dua et; ben kurbağa sevmem. Yoksa, şimdi canından olmuştun. Anneni babanı dinlememenin, yanlış arkadaş edinmenin başına neler getirdiğini gördün. Şimdi seni serbest bırakıyorum. Git ve bir daha kötü huyları olan kimselerle arkadaşlık etme. Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayabilirsin." demiş ve onun gitmesine izin vermiş. Kurbağa sevinçle zıplaya zıplaya oradan uzaklaşmış. Epeyce yol aldıktan sonra yorgun bir şekilde anne babasının yanına varmış. Onlara: "Deli ile çıkma yola, başına getirir belâ." dediğiniz bu olsa gerek, ne demek istediğinizi bana bu yaşadıklarım daha iyi öğretti. Bundan sonra sizi üzmeyeceğim." demiş.

YAZAN: MAHMUT SUCU

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: mehmet alp TİPO | Tarih: 2007-11-08 17:01:53
    Konu: hocammm
    hocam muhteşem olmuş bizim hocamıssınız die sölemiyorum gerçekten çok başarılı bi eqitimcisiniz sayqılarımla....

    Bağlantı »

Yorum yaz!